GÜNCEL
Giriş Tarihi : 12-03-2021 14:47   Güncelleme : 14-03-2021 14:09

"Dünyaya Meydan Okuyan Direnişin Destanıdır"

Türkiye Yazarlar Birliği Adıyaman Şubesi Başkanı Baykan Sarıkaya İstkilal Marşı’nın kabul edilişinin yüzüncü yılı dolayısı ile bir açıklama yaptı.

Türkiye Yazarlar Birliği Adıyaman Şubesi Başkanı Baykan Sarıkaya İstkilal Marşı’nın kabul edilişinin yüzüncü yılı dolayısı ile yaptığı açıklamada; Resmi İstiklâl Marşı’nın kabulünün 100. yılında Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezi tarafından 2021 yılının İstiklâl Marşı olması yolunda girişim başlatarak, konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünü sağlamıştır” dedi.

Türkiye Yazarlar Birliği Adıyaman Şubesi Başkanı Baykan Sarıkaya İstkilal Marşı’nın kabul edilişinin yüzüncü yılı dolayısı ile bir açıklama yaptı.

Başkan Sarıkaya açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Malum olduğu üzere bugün İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisimizde “yeni devletimiz ve milletimiz için ebedi milli marşımız” olarak 12 Mart 1921’de kabul edilişinin 100. sene-i devriyesidir.

Türkiye 1918’de I. Cihan Harbi’nin mağlubu olarak kabul edilmiş, kendisine bir ölüm fermanı niteliğinde olan “Mondros Mütarekesi” imzalatılmış, kadim payitaht İstanbul işgal edilmiş, ardından da elde kalan son vatan topraklarının işgal ve istilası için her yol kullanılarak faaliyete girişilmişti.

Çanakkale’nin kan deryasından, kar altındaki Sarıkamış faciasından sonra şimdide Anadolu’yu karabulutlar kaplamıştı. Müstevliler ve onların yerli uşakları dört bir koldan harekete geçmişlerdi.

Ama Anadolu buna razı gelmedi. Üzerindeki ölü toprağını attı, yalnızlık-yorgunluk ve yoksulluk sarmalından sıyrılıp kıyam etti. Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir gibi değerli komutanların şahsında önderlerini buldu, cem oldu, Kuva-yı Milliye oldu, ordu oldu, harekete geçti. Her türlü yoksulluk ve yorgunluğa rağmen insanlık tarihine bir kahramanlık destanı daha armağan etti.

Milli mücadele ve İstiklal Harbi ile bir cihan devleti iken yanıp yakılan Osmanlı’nın külleri üzerinde yeni bir devlet inşa etti. Cihandaki şanlı ve şerefli yerini yeniden aldı.

İşte bu devrin günümüze ve geleceğimize en büyük ve en değerli miraslarından birisi de merhum milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un sözlerini yazdığı ve “kahraman ordumuza” ithaf ettiği “İstiklâl Marşı”mızdır.

İstiklal Marşımız, milli ruhumuzun, bağımsızlık aşkımızın, hürriyet tutkumuzun, vatan ve millet sevgimizin en güzel ifadesidir.

İstiklal Marşımız, emperyalizme meydan okuyuşumuzun belgesidir.

İstiklal Marşımız, milletimizin en olumsuz şartlarda bile dirilişinin, destanlar yazacak kabiliyet ve kapasitede olduğunun ispatıdır.

Şairimizin de dediği gibi “bu şafaklarda yüzen al sancak, hiçbir zaman sönmeyecek, her daim vatan semamızda parlayacaktır.” Akif merhumun sesine kulak vermişçesine o al bayrak kaşlarını çatmaktan vazgeçmiş ve bize her zaman gülümsemiştir. Bu ilelebed böyle de devam edecektir. İnmedi, indirilemedi, indirilemeyecektir. Onun parıltısı sönmedi, söndürülemedi ve hiçbir zaman da söndürülemeyecektir.

Dünkü neslin döktüğü kanlar bayrağa ve onun temsil ettiği değerlere karşı hakkını helal ettirdiği gibi, bugünde yarında devam edecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Resmi İstiklâl Marşı’nın kabulünün 100. yılında Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezi tarafından 2021 yılının İstiklâl Marşı olması yolunda girişim başlatarak, konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünü sağlamıştır.

İşgalciye, zalime ve sömürgeciye boyun eğmeyen ve dünyaya meydan okuyan bir direnişin destanı olan milli mücadele ruhunu temsil eden, her satırında tarih ve inanç yüklü eserin sahibi Mehmet Akif Ersoy’un kahraman ordumuza ve bizlere armağan ettiği, vatan ve bayrak aşkının bulunduğu,

“Çatma kurban olduğum ey nazlı hilal” diyerek sevgisini mısralara döken dava adamı ve büyük şair Mehmet Akif Ersoy’u ve kurtuluş mücadelesinde bizlere bu vatanı canları pahasına armağan kahraman şehitlerimize rahmet diliyoruz.

Merhum milli şairimizi be vesile ile bir kez daha rahmet, şükran ve minnet duygularıyla anarken cihana ilan ediyor ve diyoruz ki;

“Türkiye ve Türk milleti, bütün anasırıyla dününden aldığı güçle ilelebed payidar olacaktır. Bu ruh ve şuurda olanların ruh-gönül-beyin ve beden emekleriyle hür-bağımsız ve yekvücut olarak sonsuzluğa ilerleyecektir.

Türk milleti;

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

diyen yüreğiyle ve mazisinden aldığı güçle sonsuz istikbale yürüme azmindedir.”