DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Önder Güzelarslan
Önder Güzelarslan
Giriş Tarihi : 06-04-2021 20:26

Aynı Dili Değil, Aynı Ruhu Konuşanlar Anlaşabilir

İnsanlar birbirleriyle iletişimi konuşarak sağlarlar. Ancak bazen konuşarak da anlaşamayabilirler. Burada sadece kullanılan dil önemli değildir. Dil ile birlikte ruh da aynı şeyi ifade etmelidir ki, rahat bir şekilde anlaşabilsinler.

Günümüzde en çok kullandığımız kavramlardan birisi iletişim kelimesidir. İletişim insanlar arasındaki her türlü diyalogu sağlayan vasıta. Duygu ve düşüncelerimizi kelimeler vasıtasıyla birbirimize ifade etmeye çalışırız. Ancak bazen anlaşılmak için kelimeler kifayetsiz gelebilir. Nitekim Hz. Mevlana bir ifadesinde; “aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” diyerek bunu izah etmeye çalışmış. Zamanımızda yaşadığımız problemlerin ana kaynağı iletişimsizliktir. Daha doğrusu duygularımızın yani ruhumuzun da aynı düşünceyi ifade edememiş olmasıdır. Günümüz toplumlarının en büyük hastalığı, birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramamalarıdır. Birbirimizi anlamak için bir çaba sarf etmiyoruz. Bazen farklı dillerde bazı şeyleri ifade ederiz. Belki de hepsi anlam itibariyle aynı şeyi ifade eder ancak biz birbirimizi anlamak istemediğimiz için ya da anlamak için bir gayret göstermediğimiz için aramızda bir kaos ortaya çıkar. Yok yere birbirimizle didişir dururuz. Aslında bütün mesele mutedil olup iletişim kurarken sadece kelimelerle değil, duygu, düşünce kısacası ruh halimizi de devreye sokmalıyız.

Yazımızın bu bölümünde Hz. Mevlana’nın anlattığı bir üzüm hikâyesine yer vermek istiyorum. Hz. Mevlana bu hikâye de zahiri farklılıkların, cehaletin ve iletişimsizliğin hakikati ve insanlığımızı nasıl perdelediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaya çalışmış. Birbirini anlamayan dört cahil kişinin aynı şeyleri anlatmaya çalışmalarına rağmen farklı dil kullanmaları ve birbirlerini anlamak istememeleri sonucu bakın durum hangi noktaya gelmiş. Hakikati ise ancak yanlarına gelen bir ermiş kişi den öğrenebilmişler. Hikâye şöyle:

Bir adam dört kişiye bir miktar para verir: “Bu parayla işinize yarayanı alın!” diye ifade eder.

Dört kişiden biri Farisi olan ; “Bu parayla engür alalım” der.

Arap olan ise; “Aksilik etme!” “Ben engür istemem, ineb alalım” der.

Aralarında bulunan ve Türk olan diğer kişi de;

“Ben ineb istemem üzüm isterim.” der.

Aralarında ki Rum olanı ise araya girerek;

“Bırakın bu lafları! Bu para ile istafil alalım ben onu istiyorum” der.

Birbirleriyle anlaşamayan bu dört ayrı dilden konuşan kişiler bir süre sonra tartışma uzayınca kavga etmeye başlarlar. Aslında birbirleriyle aynı şeyi ifade etmeye çalışan fakat bunu her biri kendi dilleriyle anlatmaya çalışmaları ve birbirlerinin dilinden habersiz bu kişiler duygu ve düşüncelerini iletişim yoluyla değil cehaletlerinin sonucu kavga yöntemiyle çözme yoluna giderler. Ancak o esnada onların bulunduğu yerden geçen ermiş bir zat aralarında ki sorunun ne olduğunu sorar. Onlarda konuyu ona anlatırlar. Bunun üzerine bu ermiş zat bu şahıslara dönerek ben sizin hepinizi uzlaştırabilirim. Ve hepinizde bu parayla arzu ettiğiniz şeyi alabilirsiniz der. Bilge kişi dört dile de hakim oluğu için her birinin arzu ettiği engür, ineb, üzüm ve istafilin aynı şey olduğunu söyleyince uzlaşırlar. Ortada dört farklı dil var ama mana ise tek.

Diller farklı olsa da, bir olsa da bazen manayı kavrayamayınca aramızda iletişimsizlik baş gösteriyor.

Yine Hz. Mevlana bir başka sözünde şöyle bir ifade de bulunur: “İnsan, sözünde gizlidir.” Gerçekten bir insanın bilgi düzeyini, birikim ve kalitesini, kültür ve iç zenginliğini sözleriyle ele verir. Kendimizi ne kadar ifade edebilirsek o kadarız demektir.

Kendimizi tanıtabilmenin en güzel yoludur ifadelerimiz. Kullandığımız dil, duygu ve düşünceler bizim karşımızdakiler ile nasıl anlaşacağımızı ortaya koyar. Doğru ve düzgün söz ifade edebilmek içinde önce dinlemesini öğrenmeliyiz. Söz söylemek ne kadar önemli ise dinlemekte bir o kadar önemlidir. İşte dinlemeyi başarabildiğimizde aynı zamanda ruhumuzla karşımızdaki kişiyi anlamış oluyoruz. Zira tek taraflı konuşmak hiçbir zaman fayda getirmez. Bazen dinlemek, anlamak gerekir. Zaten iletişim dediğimizde de şu dört unsurun bir arada olduğunu ifade etmiş oluyoruz. Okumak, yazmak, konuşmak ve dinlemek. Bir de buna hayal etmeyi eklediğimizde ve dilin dışında birbirimizi kucaklayabileceğimiz başka yönlerde olduğunu kavradığımız da işte o zaman birbirimizi tam manasıyla anlamış olacağız.

İletişimde birbirimizi anlamanın en güzel yolu hâl yoludur. Ortak duygular, düşünceler bizi birbirimize ulaştıracaktır. Aramızda doğru köprü kurabilmek için aynı ruhla konuşmamız gerekir. Dillerin farklı olması veya aynı olmasının bir önemi yoktur. Yeter ki ruhumuz, duygularımız aynı istikamette olsun. 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA