DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Tevfik Aktulum
Mehmet Tevfik Aktulum
Giriş Tarihi : 21-07-2021 19:20

Kurban Bayramı   

Yüce Rabb'imiz Cenab'ı-Allah (C.C.)'ın bizlere bahşettiği iki dini bayramdan biri olan Mübarek Kurban Bayramından birisine daha kavuşmamızdan ötürü Cenab'ı-Allah (C.C.)'a sonsuz şükürler ve hamd'ü-senalar olsun.

Bu vesileyle bütün Müslüman kardeşlerimizin ve özellikle siz kıymetli okuyucularımızın Mübarek Kurban Bayramını tebrik eder, hayırlı ve hayırlara vesile olmasını umarız. İnşaAllah.

Kurban Bayramı, Hicri Takvime göre Zilhicce ayının 10. gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan dini bir bayramdır.  

Hicri takvimin özelliğinden dolayı Kurban Bayramı yaklaşık olarak her 33 yılda bir aynı günlere tekabül etmektedir.

Kurban Bayramı, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan birçok ülkede dinî bayram olmasının yanı sıra Ülkemizde olduğu gibi aynı şekilde resmi tatil ilan edilmiştir. Her İslam ülkesinde Kurban Bayramı gelenekleri, görenekleri, bayram kutlamaları gibi özellikleri haliyle birbirinden farklıdır.                                                                                                                                        Kurban Bayramı, Kurban ibadetinin yanı sıra Yüce Dinimiz İslam Dininin farzlarından birisi olan Hac İbadetinin de eda edildiği zamandır.                                                                                                                                             Kurban Bayramı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in beyanına binaen günlerin büyüğüdür. (Ebu Davud, Menasik - 19. Beyhaki, Sünen: 5/237)                                                                                                                                 Enes B. Malik (R.A.) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'den şöyle rivayet etmiştir. "Resulullah (S.A.V.) Medine’i-Münevvere’ye hicret ettiğinde, oradaki halkın yılda iki defa bayram yaparak eğlendiklerini öğrenince onlara şöyle buyurdu: 'Yüce Allah o iki bayram günlerine karşılık onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini size ihsan etmiştir.' O günlerin Ramazan ve Kurban Bayramı olduğunu müjdeledi."                                                                                                             

Dini bayramlar, bir sevinç ve neşe, günü demektir. Yüce duyguların coştuğu; sevgi ve saygı, hislerinin Müslümanlar arasında alabildiğine canlandığı; ziyaretleşme, hediyeleşme, fakir ve kimsesizlere yardım etme duygularının oluştuğu ve yetimleri sevindirme, dargınlıkları giderme ve kabir ziyareti yapma gibi güzelliklerin meydana geldiği Müslümanlar için özel ve güzel günlerden biridir.                                                                                                                       

Bayramlar herkesin mutluluk duyduğu özel ve güzel günlerdir. Cenab'ı-Allah (C.C.)'ın Müslümanlara bahşettiği bir nevi birer nimetidir. Böylelikle Müslümanlar bu bayram günlerinde etkileşme, dayanışma, yardımlaşma ve kaynaşma gibi ferdi ve içtimai güzelliklerin olduğu bütün olguların son sınırına varmalıdır.

Bayramların en güzel şekli ve yönü Müslümanlar birbirlerini tanısın veya tanımasın birbirleriyle musafaha ederek yani tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, birbirlerinin bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir.

Bayramlar, Asr’ı-Saadet döneminde bambaşka bir hava ve coşku içinde yaşanırdı. Bayramlarda sevgi, muhabbet, neş'e, dayanışma ve yardımlaşma gibi değerler hat safhadaydı.

Asr’ı-Saadet döneminde Sahabeler birbirleriyle "Barekallâhü lena ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah (C.C.) bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilmektedir.

Bu tebrikleşme bizim kültürümüzde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınız kutlu olsun, bayramınızı tebrik ederim, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilmesidir.

Görüldüğü gibi bayramlar her yönüyle ve tam manasıyla sevinç günüdür fakat nedense günümüz dünyasında bayramlar sanki hüzün gününe dönüşmüştür.  Sebebine gelince Müslümanların bireysel olumsuzlukları ve toplumsal bozulmaları.

Filistin, Suriye, Irak, Libya, Mısır, Suudi Arabistan kısaca bütün Ortadoğu ve diğer bütün Müslüman Memleketlerde mevcut olumsuz durumlar... toplumsal hayatın vahameti...

Buralarda hizipçilik, mezhepçilik, asabiyetçilik taassubuyla birbirine kurşun yağdırarak adeta tevhidi baltalamasıyla ve uhuvveti katletmesiyle din düşmanın yüzünü güldüren  cahil Müslümanların yüreklere saldığı hazin durumları.

Eski zamanlarda herhangi bir  mahallede yada köyde herkes bayram coşkusunu yaşıyor ve sevincini paylaşıyordu. Burada bulunanların hepsi birbiriyle bayramlaşıyordu. Bayramlaşmayan kimse kalmıyordu. Şimdilerde hemen hemen hiç kimse nedense bayram coşkusunu yaşayamıyor ve sevincini paylaşamıyor. Hatta çoğu insan bayramları normal gün gibi sıradan görüyor. Halbuki eski ile yeni fark etmiyor.

Nedense her ne zaman bayramlardan bahsedildiğinde, neredeyse herkesin "nerede o eski bayramlar" "ah geçmişte kalan bayramlar" gibi hayıflanarak bayramlara sitem ettikleri görülüyor. Halbuki değişen bayramlar değil, bilakis bozulan bizzat insanın kendisidir.

Günümüzde 2019 yılının Aralık ayında ilk olarak Çin'de görülen  bulaşıcı ve ölümcül virüs olan  ve adına Yeni Tip Korona virüs (COVID-19) denilen bu musibet dünyayı tamamen etkisi altına almıştır.

İnsanlık bu salgın hastalıktan ötürü ciddi manada büyük bir tehdit ve tehlike içine girmiş. Halen belirsizlik ve bilinmezlik nedeniyle büyük bir kaos ve kaygı mevcut. Bu nedenle ortam oldukça gergin ve insanlar belirsiz bir tedirginlik içinde kalmışlar.

Sosyal mesafe, izolasyon, karantina gibi birçok anormal ve yeni durumlar büyük öneme mazhar oldu ve bunların gereği dünya gündeminin asıl ve önemli meselesi haline geldi.

Korona virüs salgınının dünyayı etkisi altına almasının elbet bir sebebi ve hikmeti mevcut. Bu virüs şüphesiz Cenab'ı-Allah (C.C.)'ın bir ayetidir. Bütün salgın hastalıklar ve doğal afetler insanlığın kaderidir. Müslümanlar için büyük bir imtihandır. Kafirler için büyük ve şiddetli azaptan ibaret bir işkencedir.

Durum ve şartlar nasıl olsa da kişinin yapması gereken, korona virüs salgınıyla mücadelede, ilgili bilim kurulunun ve yetkili kimselerin tespit edip belirlediği ve uygulamaya koyduğu kurallara emredildiği gibi mutlak surette riayette bulunmaktır.

Bu durumun ve görevin aynı zamanda bir kul hakkı olduğunu bilip, kul hakkı olan durumlar için gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini vurgulamak gerekir.

Şüphesiz Müslüman kimsenin görevi gerektiği gibi ve emredildiği şekilde tedbirdir. Elbet takdir Cenab'ı-Allah (C.C.)'ın emridır.

Tevfik ve inayet Yüce Rabb'imiz Cenab'ı-Allah (C.C.)'tan, tevekkül ve ubudiyet bizdendir. Selametle..

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                                                                                                                                               

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA